Dün saat 13.00’de Atapark’ta, Atatürkçü Düşünce Derneği Milas Şubesi öncülüğünde toplananlar Uğur Mumcu’yu andılar.
Atapark’ta gerçekleştirilen anma etkinliğine Milas Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Mat, Güllük Belediye Başkanı Aytunç Kayrakçı, Bafa Belediye Başkanı Zühra Dönmez ve pek çok sivil toplum kuruluşu yöneticileri ile vatandaşlar katıldılar.
Etkinlikte açıklamayı ADD Milas Şube Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Alpan yaptı.
Açıklama şöyleydi:
“Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün 17. yıl dönümüne girildi. Geçen bunca zaman, Uğur Mumcu’ nun söyledikleri ve yazdıklarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey’in çocuğudur.
Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart dönemi’nde Mamak Askeri Cezaevi’nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum ediliyor. Fakat Yargıtay'ca karar bozuluyor ve serbest bırakılıyor. Bu olaydan sonra Mumcu askerliğini, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamlıyor.
Uğur Mumcu, 1975’ten itibaren Cumhuriyet’te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başlıyor.
24 Ocak 1993… Ankara kar altında. Uğur Mumcu’ nun arabasına konulmuş bomba saat 10:00 sıralarında patlıyor. Mumcuyu katleden bomba aynı zamanda Türkiye’nin altına konmuş bombaydı. Bu bomba Türkiye’ yi istikrarsızlaştırma ve çökertme siyasetinin bir parçasıydı.
Uğur Mumcu cesaret demektir; gerçek demektir. Namık Kemaller’den, Tevfik Fikretler’e ve günümüze uzanan aydınlanma mücadelesinin bir halkasıdır. Artık günümüzde gerçek yüzlerini saklayamaz hale gelen "şer odaklarının" bütün oyunlarını korkmadan halkına anlatan; Cumhuriyet ve devrimlerden aldığı güçle emperyalizme karşı koyan bir aydındır Uğur Mumcu.
Uğur Mumcu, emperyalizmin bütün oyunlarını tek tek ortaya çıkarabilmek için mücadele ediyordu.
24 Ocak 1993 tarihinde otomobiline konulan bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti! Mumcu’nun daha söyleyeceği çok şey vardı.
Uğur Mumcu aydın olma sorumluluğunu yüreğinde hep hissetmiş ve Cumhuriyet aydını olmayı yaşam biçimi haline getirmiş birisiydi. Uğur Mumcu üretken ve halkının yanında olan Atatürkçü bir aydındır.
1977’de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. 1978’de, ünlülerin yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.
1981’de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı.
Yaşadıklarını kendi ağzından yansıttığı kitabı Çıkmaz Sokak’ı; 1982’de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1987’de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları izledi.
Onu en öz bir şekilde, kendi ağzından tanımak istersek, şu sözleri yeterli olsa gerek;
Ben atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben anti-emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye’den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, vurguncuların, çıkarcıların, düşmanıyım.
Uğur Mumcu’nun cesaretine Yaşadığımız şu günlerde daha çok ihtiyacımız var. Türkiye’nin Uğur Mumcuları Silivri’ de yatmaktadır. Silivri’deki bütün aydınlarımıza Milas’tan selam gönderiyoruz.”







